Bir tarifin başarısı çoğu zaman fırının ya da ocağın ayarında gizlidir. Sirke çeşidi tarife göre hazırlarken sıcaklık ve süre dengesini nasıl kuracağınızı, hangi aşamada müdahale etmeniz gerektiğini örneklerle gösteriyoruz.
Bu nedenle, glutensiz, laktozsuz veya vejetaryen sofralarda sirke çeşidi tarife göre ile ilgili tarifi tümüyle bırakmak gerekmez; genellikle tek bir malzemenin yerine geçecek bir alternatif vardır. Yerine koyduğunuz malzemenin nem ve yağ oranını bilmek sonucun bozulmasını engeller.
Öte yandan, sirke çeşidi tarife göre konusunda kullanılan sözcükler çoğu zaman bir teknik değil, bir kıvam ya da süre tarifidir. Terimi anladığınızda tarifin neden o adımı istediğini de kavrarsınız.
Özetle, aradığınız malzemeyi bulamamak tarifi rafa kaldırmayı gerektirmez. Sirke çeşidi tarife göre konusunda ikame yaparken malzemenin tarifteki görevini sormak gerekir; asit mi veriyor, bağlayıcı mı, yoksa yalnızca aroma mı katıyor?
Görev belirlendiğinde yerine geçecek seçenek kendiliğinden ortaya çıkar. Limon yerine sirke, tereyağı yerine sızma zeytinyağı ya da krema yerine süzme yoğurt çoğu tarifte sonucu bozmadan iş görür.
Sirke çeşidi tarife göre ile ilgili ustalık, ölçüyü ezberlemekten çok malzemenin davranışını okumaktan geçer. Aynı tarif farklı yağ oranıyla tekrar edildiğinde sonucun nasıl değiştiğini gözlemlemek öğreticidir.
Bu nedenle, temel tarifleri rahatça uygulayanlar için sonraki adım, dokuyla oynamak ve tat katmanları kurmaktır. Fondan sos çıkarmak, sebzeyi ön kızartmadan geçirmek ya da marinasyon süresini uzatmak bu düzeyin araçlarıdır.
Su bardağı, çay bardağı, yemek kaşığı gibi ölçüler evden eve değişebildiği için tarifler bazen tutmaz. Sirke çeşidi tarife göre hazırlarken bir kez mutfak terazisiyle kendi bardağınızın kaç gram aldığını ölçmek, bu belirsizliği tümüyle ortadan kaldırır.
Ayrıca, aynı yemeğin adı ülkenin farklı yörelerinde değişmese de içine giren malzeme ve pişirme yöntemi ciddi biçimde ayrışır. Bir bölgede tereyağı kullanılan tarifte, komşu ilde zeytinyağı öne çıkabilir.
Çoğu senaryoda, ana yemeklerde kişi başı yaklaşık 150 ile 200 gram et veya sebze, 60 ile 80 gram kuru makarna ya da pirinç hesaplamak genel bir ölçüdür. Yanında çorba, salata veya meze varsa bu miktarları biraz düşürebilirsiniz. Kalabalık davetlerde herkesin aynı miktarda yemeyeceğini varsayıp toplam üzerinden yüzde on beş kadar pay eklemek güvenli olur.
Uygulamada, bir malzemenin yerine geçecek alternatifi seçerken önce o malzemenin tarifteki görevini düşünmek gerekir: bağlayıcı mı, asit mi, yağ mı, yoksa aroma mı veriyor. Aynı işlevi gören başka bir ürün bulduğunuzda miktarı birebir değil, yoğunluğuna göre ayarlayın. Değişiklik yaptığınızda ilk seferde küçük porsiyon deneyip sonucu görmek en güvenli yoldur.
Bununla birlikte, yöresel tariflerin çoğu aslında sade malzemelerle yapılır, zorluk genellikle o bölgeye özgü peynir, ot ya da baharatı bulmakta çıkar. Bu malzemeler için benzer aroma profiline sahip alternatifler kullanabilir, oranı biraz azaltarak dengeyi koruyabilirsiniz. Pişirme süresi ve ateş ayarı orijinal tarife sadık kaldığı sürece sonuç oldukça yakın olur.
Semt pazarlarında sabahın erken saatleri en taze ürünün ve en geniş çeşidin bulunduğu zaman dilimidir. Yerel üreticilerin tezgahlarında bölgeye özgü otlar, peynirler ve kuru gıdalar genellikle marketten daha uygun fiyata satılır. Bulamadığınız özel malzemeler için baharatçılar ve kuruyemişçiler ilk adres olmalı, gerekirse satıcıya yerel adını sorarak arama yapabilirsiniz.
İlk bakışta, ağır ve yağlı yemeklerin yanına yoğurtlu bir meze, turşu veya limonlu yeşil salata dengeyi kurar. Hafif ve sulu tabaklarda ise pilav, bulgur ya da ev ekmeği ile doygunluk artırılabilir. Sofrada iki farklı doku bulundurmak, örneğin bir çıtır ve bir kremalı öğe, menüyü daha tamamlanmış gösterir.
Ölçü kaşığı konusunda küçük bir dikkat, tarifin dokusunu ve görünümünü baştan sona değiştirebilir.